27 Kasım 2008 Perşembe

Yokluğum


Bir gün olur da
bakarsan eğilip de kapımdan
Artık bulamayacaksın masamda çalışırken.
Tuvalimde yarım kalmış bir resmim
Perdem yarı kapalı
Yatağım bomboş
kitaplarım dağınık

Masada ters çevrilmiş
fincanım
Henüz içmediğim su
Her şey yerli yerinde
defterim açık
Henüz ayrılmış gibi
kokum sinmiş
her yana

Yokluğuma tek şait…
Kitaplarımda tozlar
Az önce buradaydım
neden tozlanmış bunlar…
S .Aydin

Yalancı Gönül


Selam sana ey gönlüm!
Delirdiğini de gördüm,
Sevindiğin ide…

Bazen için için kahrolup
Ağladığını da…
Ağladığın fark edilmesin diye
Yalanını da duydum.
YALANCI GÖNÜL…

20.6.2003
S .Aydin

Çıtırdayan Sobam


Hüzünleri koydum sobama
Döktüm üstüne yalnızlığımı
Çektim bir kibrit tutuşturdum ucundan
dışarıda buz gibi hava
üşümüyorum…

Sobam pek keyifli yanıyor.
Ben mutluyum sanıyor
Aptal soba…
Keyfime bak deyişime kanıyor.
İçinde yaktığım hayatıma bakmıyor.
Halbuki ben mutsuzum
Aldanıyor

S .Aydin

Dans eden Gölgeler


Çıtır çıtır yanan sobamın sesi
Evimde yok hiçbir canlı nefesi
Ateşin kızıllığı gölgesi
Dans ettirir gölgelerini duvarlarımda
Fitilini kıstım soframdaki lambanın
Öyle ya önümüzde günler var belki de,
Geçireceğim gaz lambamla…
Nasılsa aydınlatmıyor içimi, azıda bir çoğu da
Bari bitmesin gazı…
S .Aydin

Sarı Sayfalar


İçimde bir sayfasın
Saman kağıdından

Zaman geçtikçe sararan.
Aklıma geldiğinde…
Çakarım kibriti…

Yakarım bir ucundan.
Tutuştururum anıları
Saman alevi gibi yanar yüreğim
Geldiğinde aklıma
Sen …Sen…Sen…
Parçalarım tüm sarı sayfaları
Ben…

S .Aydin

Mısralarımda

Benim aşkım iki satır
Bir dörtlük…
Anlatmak istedim seni
Mısralarımda
Büyük sevgim biter diye
Hep korktum…
Mısralara son verdim.
Dizelerde artık ölçü yok
Şiirlerde…

S .Aydin

Reçete

Reçetemi kendim yazdım bu sene
Sabah akşam alıyorum yalnızlık
Aklıma geldiğinde iki damla gözyaşı
Tedavimin süresi yok belli değil sonucu
Hayatımda bir boşluk var
Ne sonu var ne ucu…

S .Aydin

Hayal


Baharda açan papatyalar kadar
Temizdi hayallerim.
Uzanıp yemyeşil çimenlere
Papatyadan fallar tutardım
Üşenmeden.

Beyaz atlı prens gibiydi hayallerim
Yıllar geçince atsız ve
adsız kaldı…
Beyazladı saçları akı pak oldu
Dayanamadı atı yıllara ,
Helak-ı hak
Oldu…
S .Aydin

Yıllar

Tek şaidin saçların
yaşadığın yıllara.
Çok kışlar yaşamışsın
Kar yağmış saçlarına
Ama hala tazesin,sanki bir
Çocuk gibi…
Dimdik mağrur durursun
Yaşadığın yıllara…

S .Aydin

Şaşkın

İş çıkarma dur kalbim
Şimdi sırası mı aşkın
Anladım dayanamıyorsun ama
Bu tuzağa düşme
Şaşkın
Sırası mı şimdi aşkın…
S .Aydin

Mektup;

İhanetin kurbanı olmuştu AŞK
Dönmemişti okyanustan sevgili,
Beklemekmiş ömür boyu kaderi
Özlenmemek ,unutulmak kederi…
Geldi işte beklediği o mektup
Acıların en ağır darbesiymiş…
Avucunda iki satır birde çek.
Kulağında bir fısıltı unutuldun,
Unut diyor Carlosu…

Şubat200
S.Aydin

Günaydın;

Güzel bahar sabahının ,
Kan kırmızı gelincik çiçeği
Kuşlar uyanmana sevinmiş
Şarkı söylüyorlar…
Sıyrıl rüyadan,
Gerçek kapıyı çalıyor…

Mayıs20
S.Aydin

Tozlanmış Raflar

Unuttuk mu yoksa unutulduk mu biz
Zamanın is tuttuğu kitaplık raflarında
Şimdi zaman umutsuz mutsuz ve tutkusuz
Bir yanında unutulmanın hüznü
Bir taraftan hayatım bir fotoğraf
Karışıyor renkleri yavaşça birbirine
Ne o mavi eski mavi ne o yeşil
Eskisi gibi yeşil…

Kapanıyor albümler sonsuza kadar
Çekiliyor perdeler sıkıca…
Artık eskisi gibi içimi ısıtmıyor
Bahar

Artık zevk almıyorum
nisan yağmurlarından.
Artık ne sen eski sen bende…
Biliyorum nede ben artık anılarda..
S.Aydin

Bilirsin;

Başkaca dileğim yoktur ki senden
Hayat kitabını açtığım yerden
Çağlayan kalbine aktığım yerden
Düşerim yoluna andığın yerden.
Bilirsin bu derde düşmeden önce…

S.Aydin
10Mayıs2003

Gurbet

Ustam dedi mektup var memleketinden
Koşup aldım avuçlarından.
Zarfına yazılmış hasret sözleri
Yırtmaya kıyamadım el yazısını.
Memleketin adı vardı üstünde
Kokusu sinmişti mürekkebime.
Amma yazmış anam kaç sayfa böyle…
Elleri kınalı gül yüzlü anam
Belikli oğlunu fena özlemiş.
Benimde burnumda tütüyor anam
Bu seferki yazı farklı yazılmış,
Gül yüzlüm bu sefer yazmamış niye?
Herkesten bahsetmiş satırlarında
Bir ondan haber yok acaba niye?
Oysa hep eklerdi pembe bir kağıt
Üstüne çizerdi bir kalp bir çiçek
Bu sefer koymamış acaba niye?
Oysa ki beş yıldır gurbet ellerde
sürünmem sanadır

Yazmadın niye?
Anam anlatıyor bağı bahcayı,
Bu sene kurak geçmiş havayı
Bir senden yazmamış acaba niye?

Ustam bağırıyor
-Hey Memet!
‘’Memleket nasılmış ne diyor millet?’’
Duymamışım bile bağırmasını.
Üç sayfa okudum memleket kokan
Anam şikayetçi sarı öküzden
Her zaman şikayeti bana olurdu
Oğul hasretinden ölürem diye
Bu kez hiç yazmamış dönsen ya diye…
Acaba niye?
Köyde bahsetmedik haber kalmamış.
Muhtarın gelini ikiz doğurdu.
Recebin Alisi askere gitti.
Dursun un İsmail eşekten düştü.
Geçen haftası düğünler oldu.
Gülsüm kaçmış Bacaksızın Ali ye,
Birde Kolsuzların Recep evlenmiş.
Dönmüş ya gelmiş Alamanya dan
Pek bi zengin olmuş dediylerdi ya
Bastırıp parayı evlenmiş diye
Anam pek bi bozuk.
Acaba niye?
Yazmamış ta kiminle evlendi diye.
Acaba niye?

S .Aydin

Hıçkırık

Bu gün içimde fırtınalar kopuyor
Nedendir bilmem.
Ağlamak istiyorum yaşlarla
boğuluncaya dek
Boşaltmak istiyorum içimdeki hüznü
Dibi görününceye dek.
Yaslasam başımı omzuna.

Saklasam yüzümü göğsünd
Ağladığım görülsün
istemem
Eyer hıçkırıklarım duyulursa
Bastır göğsüne,
sar kollarınla.
Kimse duymasın
Hıçkırıklarımı.
Bilmesin ağladığımı
Delice…

S .Aydin

Kar Yağmış Saçlarına

Çok erken geldim diye dünyaya
Kızarım senelere seyrederim
Farkına varmadan
Geçirdiğim yıllara…
Üzülür bir yanım avare
Yıllarıma.
Haykırır öbür yarım geç kalmışlığıma.
Gözüm takılır kar yağmış
Saçlarına.
Yokluğumda çok mu zor geldi hayat
Çok mu üşüdün?
Buz tutmuş sokaklarda
Üzülme …Sıkılma…yok söyleme
Ben anladım…
Sen söylemesen de
Bak hâlâ bembeyaz duruyor saçların.
Yağan karlardan…

S .Aydin

Bir ağlarsın

Bir kızarsın bana çatarsın kaşlarını
Bağırır çağırırsın sinirlenmiş edayla
Her yana.
Bir gülersin ılık ılık sevgi kokar her yanın

Kalbim ısınır sıcaklığında
Çözülür tüm buzları şefkle dolar tüm kalbim.
Bir ağlarsın sevgiliye küsmüş edayla,
Süzülür yaşlar yanaklarından
Dudaklar iki büklüm.

Fırtınalar kopuyor içimde
Gözümde yaş
Hayattan kopuyorum
Ben yavaş yavaş…
S .Aydin

Mavi Çiçek

Ey rüzgarda salınan minik mavilik
Kime nisbetin anlamam.
Belliki çok güveniyorsun güzelliğine
Nazlı nazlı salınırsın…
Kıskandırırsın tüm renkleri
Hasedinden çatlatırsın renkleri
Bu kadar güvenme güzelliğine
Rüzgarın şiddeti artar ya
Dayanamaz şiddetine minik bedenin
Soldurur renklerini güneş
Kurutur köklerini soğuk
Çekilir vücudunun suyu
Önce taç yaprakların düşer
Yerlere savrulur
rüzgarın savurmasıyla

Sonra çekilir suyu toprağın
Sararır kurur yaprağın
Bedenin iki büklüm.
Artık salınamazsın…

S .Aydin

İnci Tanem

Göz yaşlarım süzüldü yanağımdan
Düştü otlar üstüne.
Parladı zümrüt tanesi
Çayırlarda…

İşte sen geldiğinde aklıma
Benim hep bir inci tanem olur
Avucumda
S .Aydin

Gidişim Olsa

Bir sabah vakti
Gidişim olsa bu şehirden
Sabah şafak sökmeden
Güneş doğmadan karşı dağın
Ardından…

Usulca çek kapıyı
Ev halkı uyanmadan
Yavaşça in merdivenleri
Bir bir…

Kimse duymasın gidişini
Dönüşün olmasın
Kimse bulamasa
Ardımda bir iz…
Acıyla karışık farklı bir his bu…
S .Aydin

Yalnızlık


Yalnızlık çalsın kapımı gece yarısı
Aç…Susuz…Yaralı
Bir yudum su istesin
Yığılsın kalsın kapım önüne
Haberim olmasın
Duymasın kulaklarım.
Hiç İçime doğmasın
Can çekiştiğin
Hiç aklıma gelmesin yalnızlığım
Çünkü sen varsan eğer
Yalnızlığı terk ederim
Kapı önüne… ÖLÜME…

1Eylül2005(Yayla)

S .Aydin

Mavi Nehir

Mavi bir nehirdi akan,
Şehrin tam ortasından
Kıvrılarak

Turuncu hayallerim vardı.
Kağıttan kayıklar yapardım.
Kaptanı ben olurdum..
Güvertesinde yolcular gemimin
Yolculuğa çıkan..
Hayallerimi avuç avuç savururdum,
Çırpınan küçük kayığımdan
Mavi sulara…
Savururdum hepsini
Turuncu balıklara…
Avucumda hiç kalmamacasına…

S .Aydin

Yağmur

Eylül açtı kanatlarını
Kükredi aslanlar gibi
Yükselmeden arşı alaya
Topladı eteklerine bir kucak dolusu çakıl
Kızdıkça fırlattı kafamıza kafamıza …
Buz tutmuş taşlarını…
Dan dan dan diye
Tüm çatıların çöktüğünü sandı insan
Ürperdi tüm kükremesiyle toprak
Boşalttı tüm çatılara kucağından taşları
Dan dan dan yine hırsı geçmedi
EYLÜLÜN…

Ateş topları fırlattı tüm semaya…
Ağladı öfkesinden bir ara
Göz yaşı sel oldu
Doldu ırmaklar taştı nehir
Sular altında kaldı tüm şehir
Az sonra yumuşadı çehresi
Işık saçtı tüm şehre
Rengarenk oldu gülmesiyle gökyüzü
Mavi sarı turuncu alı moru yeşili

10 Eylül2005
S .Aydin

Yıllar

On sene olmuş görüşmeyeli
Artık katran karası saçlarında ak…
Çağla yeşili gözlerinin
feri kaçmış zamanla

Halkalar oluşmuş göz çukurunda
Kader kitabını yazmış anlına
Ağır gelmiş zamanın yükü
Binmiş omzuna

Artık belinde iki büklüm
Bakmıyorsun kimseye dik ve mağrur
Zaman mı yıktı seni yoksa acı mı
Acaba bu farkın kalbindeki sancı mı
Ne sokakta yankılanır gür sesin
Ne ensemde hissettiğin nefesin
Kalmamış hiç bir şey eskiden
Seni bana hatırlatan maziden…

S .Aydin

Eylül

Yine geçti koca Yaz
Somurttu güneş bu sabah
‘’ 1 Eylül’’ yine koptu hayat sayfasından
bir yaprak daha.

Eylül ne güzel bir isimdir.
Kızım olsaydı eyer
Eylül koyardım adını…
Ama yok, istemem, hep bir kaybediştir EYLÜL
Biten bir yaz.
Ağacın yaprağını öperek uğurlayışı,
Belki yaşamın sonu
Hayatın son noktası

EYLÜL
Ben ölürken seçme şansım olsaydı…
Eylülde ölmek isterdim.
Dalından düşen bir yaprak gibi
Ben de hayattan kopmak isterdim,
Soğukları görmeden ağaçlar soyunmadan
Bende düşmek isterdim toprağa
Bir eylül akşamı,
Yamacımda birde kavak ağacı olsa
taa arşı alaya yükselen.
Kavak ya…

Çok güzel sararır yaprakları son baharda
Aynı anda yeşilden kahveye tüm renk tonlarını
taşır üstünde

İşte bu yüzden bir kavak isterim. Ben
yamacımda
Hafif esen rüzgarla dans ederek insin tüm yaprakları
mezarımın üstüne…

HER EYLÜL AKŞAMINDA….
1 Eylül 2005(Yayla
S .Aydin

Dört Mevsim

Hayatım bahar yağmuru gibi.
Bir diner içimdeki fırtına,
Çekilir tüm bulutlar
Güneş açar

aydınlanır her yanı…
Bir gök gürler, içimde bir cızırtı
Sızlatır yüreğimi sancısı
Yağmur yağar ya

hissederim her damlasını ,
tenime dokunuşunu…
Ardından bir toprak kokusu siner…
Çıkarıp üzerimdeki kabukları
İnesim gelir…
toprağın ta içine..
Gelinliğimi giyere

Sarmaşık

Ben sana aşığım bilemezsin
İçimde çözemediğim bir düğümsün
Çözmeye çalıştıkça körleşen
Kopardıkça çoğalan bir sarmaşıksın içimde
Kestikçe gürleşen
Kurutmadım sevgini suladım hep sevgimle
Köklerini…

Bir yudum aşktı !
Sakladığım herkes den
Olmaya hakkım yok ki seninle…
Büküldü boynum…
Sen sevseydin ya
zor gelmezdi ölüm…

S .Aydin

Bilirsin;

Başkaca dileğim yoktur ki senden
Hayat kitabını açtığım yerden
Çağlayan kalbine aktığım yerden
Düşerim yoluna andığın yerden.
Bilirsin bu derde düşmeden önce…

10Mayıs2003
S .Aydin

Düş;

Her akşam otururdu koltuğa
Kapatırdı gözlerini sıkıca…
Hayallerde bile kırılırdı umudu.
Biterdi enerjisi düşerdi kolu yana
Dermansızca.
Daha sıkı kapatırdı gözünü
Düşünmek istemezdi hiçbirşey.

Ne gelecek ne geçmiş.
Yanmadan sönmüş bütün aşklar.

Bir sima belirdi gecenin içinden
Pırıl pırıl
Elini uzatırdı gel diyerek sevgiye…
Sızlardı yüreği…
Deli gibi çarpardı kalbi
Fırtınaya kapılmış sandal misali.
Koşardı tüm benliğiyle kollarına sevginin
Tam atılacaktı boynuna …
Sığınacaktı güçlü ve heybetli kollarına…
Uzattı elini…
Dokundu…

Köpük gibi yok oldu hayali
Kaldı kolları bomboş.
Birleştirdi eleriyle omuzlarını,
Büktü boynunu

Akıttı acısını damla damla içine.
Uyumak istiyordu;ölürcesine.
Düştü boynu omzuna…
Artık yalnız değildi.
Başını koymuştu gecenin kucağına.
Sarıldı ölümün boynuna…
Uyurcasına ölüme…

Haziran2003ı
Saying

Gidiş2

Gidersen
Ardından ölürüm sanma
Acıyıp kahrolup boşuna yanma
Elbet bir gün olur
Unutur diye
Aldanıp boşuna
Keyif e dalma
Ne siler rüzgar ayak izini
Ne anar soluğum bir gün ismini

Gün gelir
Verirken son nefesimi
Kahrolup haykırıp boşuna yanma
Gidişinden kendine bir pay çıkarma
Sana değil ki gidişim .
Yalnız tanrıma…

Gidiş;

Bana sorulsaydı eğer , asla ayrılmazdım sizden.
Boynu bükük koymazdım öksüz…
Silmediler göz yaşımı koparıp aldılar..
Bir hata olmalıydı,ben gidemem.
Onlar bensiz ne yaparlar.kim kaldırır,uyandırır,
Kim giydirir kızımı,kim tarar saçını .
Daha karnesini bile göremedim oysaki,
Kızım sana doyamadım oysaki…
Oğlum canım yüreğimin parçası,
Daha minik anlamaz ki ağlasın,
Yavrularım çok küçücük ne yaparlar
Böyle küçük anasız..
Önemli değildi gitmek meçhule
Ama sizsiz siz çaresiz , nasıl nasıl ,
Koyarım yavrularımı bahtsız, anasız.
Birkaç güne yaş günü var yavrumun
Ben sonkez mi öpeceğim yavrumu
Nasıl vedalaşırım nasıl anlatım gidişin sebebini,
Geçen her dakika uzaklaştırıyor sevdiklerimden
Zamana dur diyememenin çaresizliğindeyim
Kendime bile anlatamadığım biçare halim

Daha da kahrediyor bitiriyor
Tükenmekte olan dermanımı.
Artık kohrolası vücudum dayanamıyor
Bu ağrılara damarlarımda dolasan ateş kavuruyor
Dayanamıyorum acıya yolmak istiyorum…
Tüm saçlarımı… Unutmuşum….
Önce saçlarımı götürdü ya bu melun.
Tırnaklarımla yırtıyorum …
Kahrolası birkaç aydır yattığım şu yatağı.
Çekiliyor damarlarımdan kanım,
Damarlarım ayrılıyor parçalayarak vücudumu.
Bir sıcaklık hissediyorum içimde ,
Ilık bir şey akıyor boğazıma…
Kızım gülümsüyor yanımda
Hadi anne kalk gidelim,yeter artık buradan…
13Mart2004
S .Aydin

Çoban yıldızı

Uyumak üzereyim …
Penceremden yıldızları görüyorum.
Seninde yorganın yıldızlarsa.
Çevir başını güneye bak.
Sende göreceksin onu…
Onunla sana;
Özlem gönderdim,sevgi gönderdim.
Uzat ellerini al…
Al istedim . Varlığımı bil
Sonsuzluğu gör istedim..
S.Aydin Temmuz2001

Sıla

Gözümde iki damla ,ağlıyorum ben…
Birinin adı hasret birinin sıla
Ağlıyorum gurbette ben ara sıra.
Arkamda bıraktığım iki yavruma
Birinin adı Hasret birinin Sıl
Ahtettim tanrıma döneceğim ben.
Gurbetten kurtulup geleceğim ben
Burada tek tesellim yazdığın mektup
Sızlatır yüreğim;
Yazarken üstüne düşen gözyaşın,
Kızım yeter diyor dönsene baba!
Kokusu sinmiş saman kağıda
Oğlum elin çizmiş arka yüzüne
Hasret kokan ucunu yazmışlar bile.
Nedir gurbet elde bağlayan niye?
Biz kuru ekmeğe razıyız ama,
Sen sizlik acıdan beter bir çile…
Niye kalıyorsun sen bile bile?
İsyan etmiş hanım yazmasa bile.
Süzüldü gözümden iki damla yaş.
Birinin adı sıla birinin hasret.
Aht ettim döneceğim bir gün bahara
Her gece rüyama giriyor Hasret
Oturmuş yanında ağlıyor Sıla
Benimse ellerimi bağlamış gurbet
Sarılamıyorum yavrularıma…
Gözümde iki damla ağlıyorum Ben

Bebek;

Benim minik bebeğim.
Ağla şimdi ,ağlamanın tam zamanı aslında,
Sanma ki ,dünyaya geldim.huzura,
Kaderin de varmış çile aslında …
Düştün garip bir ananın
Çalışmaktan çatlamış biçare ellerine;
Ne yazık ki ;umursamaz ,avare,
Nikotini ilaç yapmış haline görmez olmuş acizliğin derdine…
Bir baban var; Üzgünüm vay haline…

Düştün yavrum ,işte böyle sefalet ocağına.
Baban beşiğini hazırlamadı kızım diye,
Annen örmedi giysilerin yavrum diye.

Sanma ki kolay olacak yaşam .
Balçıktan yapılmış oyuncakların,
Çamura bulaşmış,tüm hayallerin.
Umutların günlerin
yarınların.
Bir beşiğin olmadı şimdi …
Süslenmiş her bir yanı mis kokulu yastığın baş ucunda.
Kadersiz ,bahtsız, talihsiz yavrum.
Ağla şimdi geleceğine,hıçkırarak ağla…
Ağla bahtsızlığına…
Şimdi ben görüyorum geleceğini
Satır ,satır karalanan alın yazını…
Gelmeyecek baharını yazını…
Silinemez kara alın yazını…

Annen acep düşünmedi mi seni ,
Neylesin ki kendi kara yazısı,
Geçti ömrü hep fakirlik hep cahil,
Seçti seni mirasçısı da zahir.
Sürünmekti onun zaten yazısı
hep garipti çekti bitmez çilesi…
Ağla bebek ağla hiç susmadan durmadan
Ağla ,
İsyan et kadere,feleğe haksızlığa,
Kimse anlamasa da niye
Ağladığını
HIÇKIRARAK AĞLA…

S .Aydin 8 Şubat2004